tutuklularda cinsellik

Toplum yasa ve kurallarıyla çelişen davranışlarda bulunanlar “cezaevleri” ne kapatılıp hürriyetlerin kısıtlanması şeklinde cezalandırılmaktadır. Kişinin cezaevine kapatılmasına yol açan nedenler çok çeşitli olduğu halde aynı şekilde ve bir arada cezalandırılmaları çağdaş hukuk ve psikoloji uzmanlarınca eleştirilen ve örneğin, her türlü hastalığa -değişik dozlarda olsa bile- aynı ilacın verilmesi kadar olumsuz ve anlamsız olarak nitelendirilmektedir. Modern hukuk anlayışı cezaevine kapatılma olayını ”topluma örnek olun­masını” değil de “kapatılan kişinin ıslah edilmesi” amacına yönelmiş bir davranış saydığından eski çağlardan kalmış olan cezaevleri kurumlarının bu amaca hangi oranda hizmet edebildikleri sorusu artık yer yer ele alınmakta ve çeşitli deneyler yapılarak “kapatılan kişinin ıslah edile­bilmesini” sağlayan en olumlu yolun ne olduğu araştırılmaktadır. Bu konudaki araştırma ve deneyler ekonomik bakım­dan en kalkınmış toplumlarda bile yavaş ilerlemekte olumlu ıslah kurumları hâlâ yaygınlaşmamış bulunmaktadır. Gerek yeryüzünde gerekse özel olarak toplu­mumuzda bu konunun üstünde durulma oranı diğer sorunlar arasında henüz yetersiz bir bölüm kapsamaktadır. Her konuda olduğu gibi, bu sorunu ele alanlar çoğaldıkça, konu kamuoyuna mal edildikçe üzerine eğilme yoğunlaşacak ve olumlu formüllerin bulunması şansı çoğalacaktır.

tutukluk

1- Bazı içgüdü, heyecan ve isteklerin bir takım nedenler yüzünden frenlenmesi ve bunların üst üste yığılması sonucu kişinin tinsel yapısında ortaya çıkan güçsüzlük ve bazı tinsel yeteneklerin yitirilmesi                   ‘

2-  Psikopatik ve nevrotik (sinirsel) kendine güvensizlik yüzünden’ ortaya çıkan ve kişinin kendini kabul ettirmesi­ni, kişiliğini onaylatmasını engelleyen tutukluk.

3-  Melankoli ve bedbinlik yüzünden meydana gelen (depresyon) zihinsel rahatsızlıklar.

4-  Reflekslerin üst üste yığılan ya da

aynı anda gelen başka uyarıcılar yüzünden güçten düşmesi ya da tümüyle yok olması. Yalnız burada birbirinden ayrılması gereken iki durum vardır….

a)  Şarta bağlı olmayan, edilgen, dış tutukluklar. Bunlar sinir sistemi merke­zinin her bölümünde ortaya çıkabilirler. Fazla yığılma sonucu ortaya çıkan tutukluklar da bunun kapsamına sokula­bilir.

b)  Şarta bağlı etken iç tutukluklar. Bu tutukluklar yalnız büyük beyin kabuğun-

da ortaya çıkarlar. (Tıpkı şartlı refleksler gibi.) Bu tutukluk bilinçli olarak edini­lebilir. Sözgelimi belirli bir şartı refleksin ortadan kalkması ve biçimlendirme tutuklukları da bunun kapsamına girer

transvestizm

Transvestit, bir takım ruhsal sorunlar­dan ötürü karşı cinsle ilişki kuramayıp cinsel heyecan ve doyum için kendisi karşı cinsin kılığına bürünen kişidir. Transvestizm genellikle erkekler arasın­da görülür. Kadınlarda transvestizm olgusu son derece enderdir. En olağan transvestizm uygulaması, kadın giysile­rine girdikten sonra aynada kendini seyrederek mastürbasyon yapmaktır, Dişi giysilerin sağladığı yumuşak du­yumlardan haz alınır. Bunlar aynen bir kadının bedenine dokunurken alınan haza benzer duyumlardırToplumun erkekliğe verdiği özel anlam­ları kendi benliğinde taşımadığını gören, erkeklik konusunda güvensiz olan bazı erkekler, kadın gibi giyinmekten teşhirci bir tad alırlar. Bazıları da sadomazohist eğilimlerinden ötürü dar korse, ince topuklu ayakkabı gibi rahatsız ve kısıtlayıcı kadın giysilerine girmekten hoşlanırlar. Bu tür giysiler yardımıyla yarattıkları kadın tipi, çoğu kez olağan­üstü baştan çıkarıcı, erkek arzularını kamçılayan bir düş yaratığıdır. Transvestit erkek, ruh yapısının derin­liklerinde kadınlıkla özdeşleşmektedir. O da fetişistler gibi eşyaları kişilerin yeri­ne koymaktadır. Fakat farklı olan, eşyaları kendi üstüne giymesidir. Böyle­ce gerçek yaşamda ilişki kuramadığı düş yaratığı, olağanüstü ve baştan çıkarıcı kadınla kendini özdeşleştirmektedir. Transvestizmin nedenleri kesin olarak bilinmese de doğumdan önce hormon bozuklukları ve çocukluk çağlarındaki ruhsal etmenlere bağlı olduğu düşünül­mektedir. Çocukluklarına bakacak olur­sak genellikle cinsel rolü üstlenmek için gerekli olan anne ya da babayla özdeşleşme sürecinde bir bozukluk olduğunu görürüz. Olması gerekenin aksine erkek çocuk baba yerine anne ile özdeşleşme yaşamıştır. Psikanalistlerin transvestizm olgusunu açıklarken kul­landıkları sav, yine bu özdeşleşme süreciyle bağlantılıdır. Fakat burada transvestitin kadınla özdeşleşmesi gö­ründüğü kadar basit değildir. Bu kadın, fallus taşıdığı düşlenen ruhsal açıdan erkeksi, hakim bir kadındır. İncelenen pek çok örnekte transvestitlerin bu tip annelere sahip oldukları görülmüştürBu cinsel sapma türünü eşcinsellikle karşılaştırmamak gerekir. Kinsey’in de belirttiği gibi, “Transvestizm ile eşcin­sellik apayrı olgulardır ve transvestitlerin pek azı fiziksel ilişkilerinde eşcinselliğe yönelirler.” Ancak transvestizm statik bir durum değildir ve çoğu kez karşı cinse yönelik özdeşleşme eğilimi giderek artar

Transvestizmin en çok cinsel coşku anlarında kadın gibi giyinerek mastür­basyon yapma şeklinde uygulandığını belirttik. Bunun yanısıra, daha derin saplantıları olan bazıları sürekli olarak kadın kimliğini üstlenmek isterler. Bu duruma transse.süellik denir. Bu sînıf-landırmaya giren erkeklerin zaman zaman bir cerraha baş vurarak cinsiyet­lerini değiştirmek istedikleri olur. Aslın­da cinsiyetleri belirsiz olarak doğan bazı bahtsız bireyler gerçekten bu tür ameliyatlara gerek duyabilirler. Belli belirsiz biçimde var olan bir cinsiyetin özellikleri vurgulanarak diğer cinsiyet özellikleri ortadan kaldırılabilir. Fakat normal organlara sahip birinin cinsiyetini değiştirmek, bundan çok farklı ve elbette olanak dışı bir şeydir. Hadım edilmeyi kabullenmek ve sürekli olarak kadın görünümünü benimsemekle ruh­sal sorunlarına çözüm bulacaklarını düşünenler, bu müdahaleyle geçici bir rahatlama yaşayabilir. Fakat erkeklikten vaz geçmekle kadın olunamaz. Cerrahın uyguladığı organ değişiklikleri ancakyüzeysel ayrıntılar olarak kalır. Örneğin yapay dölyolu aktif bir organ olmadığı gibi, zevk duymaktan da yoksundur. Transvestizm, aynen fetişizm gibi genel­de erkeğe özgü bir cinsel sapmadır. Kadınların erkek giysilerini seçtikleri pek sık olarak görülür, ama bunda genellikle saplantı özelliği yoktur. Kadınların erkek olmaya özenmeleri, erkek giysilerini erkek yerine koymaları anlamına gel­mez. Toplum, bu konuda da kadınlara karşı erkeklere olduğundan daha hoşgö­rülü davranır. Bazı transvestitler de bu saplantıdan hayatlarını kazanırlar. Gece klüpleri, vb. yerlerde kadın kılığında gösteriler yaparak seyirciyi eğlendirirler

erkekte saç dökülmesi

erkeklerde saç dökülmesi Hazırlayan :Prof. Dr. Nilgün Atakan, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Erkek tipi saç dökülmesi saçta androjenlerin etkilerine karşı kalıtsal bir duyarlılık nedeniyle oluşur. İnsanlardaki, özellikle erkeklerdeki saç dökülmelerinin %95 gibi büyük bir bölümünü oluşturur. Beyaz ırkta diğer ırklara göre daha fazla görülmektedir. Tüm erkeklerin üçte ikisinde klinik olarak gözlenen bir erkek tipi saç dökülmesi olduğu varsayılmaktadır.

Erkek tipi saç dökülmesi klinik olarak ilerleyen yaşla birlikte giderek artan bir seyir gösterir. 20 yaştan sonra başlayan alın-saç çizgisinin giderek önden arkaya doğru ilerlediği ve açılma alanlarında dağınık, seyrek saçlar bulunduğu görülür. Saç foliküllerinin ilerleyen biçimde minyatürleşmesi sonucunda kafa derisinde gözle görülür saç dökülmesi ortaya çıkar.

Saçlı deride testosteronun dihidrotestosterona dönüşümündeki hızlanma ve dihidrotestosteron miktarının artışı normal saç kıllarının, büyümeyen cılız vellüs tipi kıllara dönüşümünü sağlar.

Testosteronun dihidrotestosterona dönüşümünü sağlayan enzim redüktaz enzimi olup, muhtemelen erkek tipi saç dökülmesinden birincil olarak sorumludur. Günümüzde erkeklerin en önemli kozmetik problemi olan erkek tipi saç dökülmesi nin önlenmesi veya giderilmesi ile ilgili araştırmalar insanlık tarihi kadar eskidir. Piyasada yüzlerce bitki ve yosun ekstrelerinden hazırlanan çeşitli losyon, şampuan ve haricen kullanılan karışımların yaygın olarak kullanıldığı erkek tipi saç dökülmelerinde etkinliği bilimsel olarak gösterilebilmiş sadece iki preparat mevcuttur. Bunlardan ilki antihipertansif bir ilaç olan minoxidilin %2 ve %5′lik solüsyon şeklindeki formları erkek tipi saç dökülmelerinde kullanılabilir. Etki mekanizması kesin olarak bilinmemekle birlikte saçlı derideki kan akımını arttırarak saç gelişimini sağladığı ileri sürülmektedir. Erkek ve kadın hastalarda da kullanılabilen minoxidil, topikal formlarda oldukça güvenli bir ilaçtır. Nadiren görülen kan basıncı düşmesi, saçlı deride irritasyon, kızarıklık, yanma, kaşıntı ve kuruluk istenmeyen yan etkileri arasındadır.

Son yıllarda geliştirilen ve erkek tipi saç dökülmelerinde oldukça etkili olduğu bildirilen bir diğer ajan ise finasterid etken maddeli ağız yoluyla alınan bir ilaçtır.Tip II -redüktaz enzimini inhibe ederek, testosteronun dihidrotestosterona dönüşmesini engelleyerek serum ve saçlı derideki dihidrotestosteron düzeyini azaltır. Günlük 1 mg. dozda finasterid’in 2 yıldan uzun süren klinik çalışmalarda saç dökülmesini durdurduğu veya yavaşlattığı ve saç büyümesini arttırdığı gözlenmiştir. Tedaviye başlandıktan itibaren 3. ayda iyileşmenin gözlendiği ilaç tedavisi sırasında yapılan çalışmalarda ciddi bir yan etki oluşmadığı bildirilmektedir. Tedavi sırasında %1-2 oranında ortaya çıkabilecek cinsel isteksizlik, erektil disfonksiyon ve ejekülat volumünün azalması dışında yan etki gözlenmemekte ve istenmeyen tüm etkilerin geri dönüşümlü olduğu vurgulanmaktadır. Finasterid gebe ve gebe olma olasılığı olan kadınlarda kontrendikedir. Ayrıca yapılan çalışmalar finasteridin erkek tipi saç dökülmesi olan postmenapozal kadınlarda etkisiz olduğunu göstermiştir.

prostat bilgi

prostat karnseri prostat tedavisi prostat hakkında bilgi
Dış görünüşü ile tabanından idrar torbasına yapışık bir kestaneye benze­yen prostat, dar bir geçitle birbirlerine bağlanan iki eşit parçadan oluşur. Prostat bezinin tamamı 30 ila 50 kadar boru ve torba biçiminde ayrı ayrı keseciklerden ve meni torbasının çevre­sinde son bulan iki büyük, onbeş kadar da küçük damardan oluşmaktadır. Bu damarlar idrar borusunun oluklarıdır, idrar borusunun içyüzeyini kaplayan zar üstünde ise küçük bir çıkıntı halinde sperm keseciği bulunmaktadır. Uzun sperm fışkırtma kanalı prostatın içinden

geçerek idrar borusuna ulaşır. Prostat, idrar borusunu çevrelemektedir. İdrar borusunun salgıladığı sıvının belirli bir miktarı prostatta toplanır ve meni akıtma anında kaygan kas lifleri aracılığıyla dışarı fırlatılır. Akan meninin büyük bir bölümünü meydana getiren bu salgı aynı zamanda meniye özgü kokuyu verir. Prostat salgısının esas özelliği, meninin pH derecesinin (Asitlilik ya da alkalilik derecesi) 7.3, yani hafif alkalik olmasını sağlayarak spermler için ideal ortamın sağlanmasına katkıda bulunmasıdır. Son yıllarda cinsel birleşme sırasında dölya-tağının kasılmasını ve böylece spermleri içeri alabilmesini sağladığı da saptan­mıştır.

Prostat büyümesi, orta yaşını aşmış erkeklerde pek de ender olmayan bir bulgudur. Gerektiğinde muayenesi ma­kattan sokulan parmakla yapılır. Aşağı yukarı elli yaşlarından sonra idrar borusu çevresindeki bu doku hücreleri şişmeye başlar. İlk başta acı vermeyen, tehlikesiz bir şişkinliktir bu. Daha çok

idrar borusunun iç yüzeyini kaplayan zarın altındaki bezler büyür. Prostatın kendisinde önemli bir irileşme olmaz. Tam tersine, uğradığı baskının etkisi ile önce büzülür daha sonra da şişen hücrelerin çevresine bir kılıf örter. Özellikle geceleri sık sık idrar yapma ihtiyacı duyulur. Fakat uzun bekleyişler­den sonra ancak çok az bir miktar idrar gelir. Karın boşluğu adeleleri bütün güçleriyle kasılarak bunu önlemeye çalışırlarsa da daha güçlü olan idrar torbası kasları bütün torbayı boşaltmak için uğraşırlar. Prostat büyümesine fazla içki, ayakları üşütme, peklik, uzun süre oturmak ve cinsel heyecan olumsuz etki yapar. Çaresi, yeterince hareket etmek ve bağıksakları yumuşatıcı perhiz yap­maktır. Erkeklik hormonunun prostatı büyütücü bir etkisi olduğu dikkate alınmalıdır.

Prostat büyümesinin ileri dönemlerinde laçka olan idrar torbası artık tam anlamıyla boşalmaz. Bir süre sonra da hiç idrar yapamama tehlikesi baş

gösterir. Bu durumlarda hekim müdaha­lesi gereklidir. Son zamanlarda projes-teron türevi hormonlarla büyümüş orga­nın bir dereceye kadar ufaltılabileceği gösterilmişse de, kesin tedavisi çok kere prostatın ameliyatla alınmasıdır. Bu durumda da olası bir idrar yolları enfeksiyonuna karşı önlemler mutlaka alınmalıdır.

Prostat iltihabı ise idrar borusu iltihabı­nın yukarıya çıkarak ya da idrar yolları iltihabının aşağıya inerek prostata bulaş­ması sonucu ortaya çıkar. Zayıf bir olasılıkla kan dolaşımı ile de bulaşabilir. Sözgelimi, bademcik ve burun deliği iltihapları, çürük dişler ya da lenf yolu üstündeki aksaklıklar (makat yaraları, kalın bağırsak iltihaplan) prostat iltihap­larına yol açar. Belsoğukluğu ve verem bakterilerinden başka birçok mikrop da prostat iltihabını doğurucu etkenler olarak sayılabilir, Hastalığın belirtileri, ateş yükselmesi, prostatın şişmesinden dolayı, idrar zorlaması, idrar sırasında acı duyulması şeklindedir. Apış arasında ve idrar torbasında sancı başlar. Sık sık akıntı meydana gelir. Kronik iltihaplan­malarda bağırsaklarda sürekli bir gerilim ve eziklik duyulur. Prostat iltihaplarının sık sık sinir hastalıklarına da yol açtığı görülür.

Prostat kanseri, 65 yaşın üzerindeki erkeklerde en sık görülen kötü huylu bir urdur. Hastalık çok yavaş ilerlediği için ancak çok geç farkedilir.Sıksık ve sancılı olarak idrara çıkılır. İdrar bulanık, zaman zaman kanlıdır. Hastalığın ilk belirtileri kemiklerde ve komşu organlar­da ortaya çıkan metastazdır. Ur makat yoluyla hissedilebilir. Tedavisi ameliyat ve vücuda bol miktarda dişi cinsiyet hormonu vermek şeklindedir. Ancak metastazın belkemiğinden başlayarak tüm vücuda yayılması bilinen komplikas-yonlardandır.

erkekte kısırlık

Kısırlık herhangi bir korunma olmadan, yani eşlerin istemelerine rağmen 1 yıl içerisinde çocuk sahibi olamamalarıdır. Kabaca, nedenlerin üçte birinde erkekte, üçte birinde kadında ve üçte birinde de her ikisinde de bozukluk vardır. Yani hastalık yarı yarıya erkektedir. Ülkemizde kadınlar bu konuya daha mantıklı yaklaşmakta ve böyle bir durumda Kadın-Doğum uzmanına rahatça başvurmaktadır. Buna rağmen erkekler hem Üroloji uzmanına çok daha az başvurmakta hem de yanlış yere kadınları suçlamakta ve dolayısıyla tedavi gecikmektedir. Bazen de bu yanlış düşüncenin sonucunda çok rahatlıkla tedavi edilebilecek hastalıklar nedeniyle ayrılıklar olabilmektedir. Bundaki asıl yanlış düşünce erkeklik ile kısırlığın birbirine karıştırılmasıdır. Oysa erkeklik erkek hormonu tarafından sağlanan bir durumdur. Oysa kısırlıkta bu hormonun bozukluğu çok nadirdir. Yani bir erkeğin cinsel gücü tam olmasına rağmen kısırlık durumu hatta hiç üreme hücresi olmaması durumu olabilmektedir.

Erkekte kısırlık yapan nedenler çok çeşitlidir
Kabaca ya yumurtalıkları etkileyen çeşitli hastalıklar vardır ya yumurtalıkların kendisi bozuktur ya da kanallarda tıkanıklık vardır. Bunlardan hangi nedenin var olduğuna ve tedavisinin nasıl olacağına ancak bir üroloji uzmanı karar verebilir. Asıl bilinmesi gereken bir hususta şudur: kısırlık durumunda erkekte sadece usulüne uygun yapılmış bir meni tetkiki ile erkekte bir bozukluk olup olmadığı saptanabilmektedir. Ancak bu tetkikin güvenilir bir laboratuvarda ve usulüne uygun yapılması gereklidir. Şüpheli durumlarda yeni meni tetkikte yaptırılabilir. Bu tetkikin güvenilir olarak yapılabileceği merkezler konusunda hekimlerden yardım alınmalıdır. Bu tetkikin sonuçlarına göre Üroloji uzmanı tarafından gerekli tahlil ve tedaviler yapılır.
Son yıllarda kısırlık konusundaki en önemli gelişme ‘yardımcı üreme teknikleri’ denilen ve genelde halk arasında kabaca ‘aşılama’ veya ‘tüp bebek’ denilen uygulamalardır. Aslında burada tek bir uygulama yoktur. Eşlerdeki hastalığın durumuna göre bazen erkeğin menisi yıkanıp bir tüp ile kadının rahmine verilmekte; bazen kadının yumurtası ile erkeğin üreme hücresi dışarıdaki uygun bir ortamda yan yana konularak veya erkeğin hücresi yumurtanın içine verilerek tedaviler yapılmaktadır. Bunlar hem belli bir tecrübe gerektiren, hem belirli bir maliyeti olan ve hem de sabır gerektiren işlerdir. Bu konuda hekimlerle çok yakından işbirliği yapmak gerekmektedir. Bu işlemler, gereğinde birçok kereler tekrarlanabilmektedir. Burada özellikle kısırlık ile uğraşan üroloji ve kadın doğum uzmanlarıyla görüşmek önemlidir. Bu konuda bazen hastalar veya çevresindekilerin kafasında bazı tereddütler bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi alınan erkek hücresinin başka erkeğe ait olabileceği endişesidir. Bu düşünce tamamen gerçek dışıdır. Çünkü bu tedavilerde amaç eşlerin tedavisi ile çocuk sahibi olunmasıdır. Ayrıca, bu işlem hukuka ve tıp kurallarına da aykırı bir durumdur ve bu nedenle yapılması mümkün değildir.

Bazı kanser hastalarında verilen ilaçlar üreme hücrelerini çok bozduğundan tedaviden önce üreme hücreleri alınarak dondurulmakta ve daha sonra gereğinde kullanılabilmektedir.

Kısırlık nedenleri konusunda genel olarak şunlar söylenebilir
Sigara, alkol, aşırı stres, sıcak ortamlarda çalışmak (fırın, ocak gibi), toz-boya-dumanlı ve benzeri ortamlarda çalışmak, yumurtaları aşırı sıcak tutucu kot benzeri giysiler giymek, üreme hücreleri üzerinde zararlı etkiye sahiptir. Kullanılan pek çok hastalığa ait ilaçlarında üreme hücreleri üzerinde bozucu etkileri vardır.
Ülkemizde en sık karşılaşılan kısırlığa yol açan hastalıklardan birisi de yumurtalıkların torbalara inmemesidir. Yeni doğan erkek çocukların bazısında yumurtalıklar torbaya inmemiş olabilir. Bu durumda bir üroloji uzmanı ile görüşmek aydınlatıcı olabilir. Bu çocukların çoğunda 1 yaşında yumurtalıklar torbaya iner. Eğer hala torbalara inmemişse MUTLAKA bir üroloji uzmanına başvurulmalıdır. Çünkü bu dönemde tedavi edilmezlerse yumurtalıklarda kalıcı hasar meydana gelir ve kısırlık oluşabilir. Yumurtalıkların daha sonraki yaşlarda torbaya inmesi gerçekleşse dahi kısırlık oluşabilir. Ayrıca özellikle karın içerisinde kalan yumurtalıklarda yumurtalık kanseri gelişme ihtimali normal yumurtalıkdan çok daha fazladır.

Torbalarda solucan gibi kıvrım-kıvrım damarların oluştuğu bir hastalık olan ‘varikosel’ çok sık karşılaşılan ve kısırlık nedenleri arasında bulunan bir hastalıktır. Mutlaka bir üroloji uzmanına başvurmak gereklidir. En önemli etkileri yumurtalıkda ağrı ve kısırlıktır. Bazen tedavisi gerekmez ve takip edilir. Kesin tedavisi ameliyattır ve kısırlık nedenleri arasında tedaviden en iyi sonuçların alındığı bir hastalıktır.

Bazen aileler erkek çocuklarının cinsel organın küçük veya kıllarının az olduğu gibi şikayetlerle üroloji veya çocuk uzmanlarına başvurmaktadır. Bazen (özelliklede şişman çocuklarda) cinsel organ küçük sanılabilir. Ancak böyle bir şüphede hekime mutlak başvurulmalıdır. Çünkü çok önemli hormon bozuklukları bulunabilir ve bunların tedavisi şarttır.

erkekte üreme sorunları

erkeklerde üreme sorunları Penisin küçüklüğü kişinin yetersiz olduğunu gösterir mi?
Büyük bir penis erkeklik gücünün simgesi değildir. Pek çok genç çevreden duyduğu abartılı tanımlamalarla kendi penislerinin küçük olduğunu düşünerek yetersizlik duygusu ile endişe yaşar. Oysa, penisin büyüklüğü ile bireyin cinsel yönden yetersizliği arasında bir bağlantı yoktur. Vücudun diğer bölgeleri gibi penisler de değişik boyutlara sahip olabilir.
Tüylenme ve sivilceler
Ergenlik döneminde erkeklerin yakındıkları konuların başında ergenlik sivilceleri gelmektedir. Cilt bakımının kızlara özgü bir işlem olduğu gibi bir yanlış düşünüş yüzünden temizliklerine gerekli özeni göstermeyebilirler. Oysa insanın bedenine gösterdiği özen ve bakım kendisine duyduğu saygının da bir göstergesidir. Bu nedenle erkeklerde cilt temizliklerine ve bakımlarına özen gösterirlerse, kısa bir süre sonra geçecek olan sivilceli dönemlerini rahat ve sağlıklı atlatmış olurlar, bir güven kaybına uğramazlar.

Bedenlerindeki tüylerin çokluğu ya da azlığı erkeklik hormonunun çokluğu ya da azlığına bağlı değildir. Testesteron, tüylerin çıkmasını başlatan hormondur. Tüylerin çokluğu ya da azlığı ırk ve ailesel özelliklere bağlıdır.

Sakallar
Genellikle sakallar ergenliğin son dönemlerine kadar belirmez. Diğer bölgelerdeki tüylerin çıkış zamanı gibi sakalların çıkışı da ailesel ve ırksal özelliklere bağlıdır. Başlangıçta tüy şeklinde olan sakallar zamanla ve traş edilmeyle sertleşecektir.

Ses neden çatallanır ve çatlar?
Ergenlik döneminde ses telleri de bedenin diğer bölümleri gibi gelişir. Sesin tonu ses tellerinin uzunluğuna ve gırtlak yapısına bağlı olduğu için çatallanma ya da düzensizlik büyüme devresi süresince yaşanabilir. Bazı erkek çocuklarda bu çatallanma ve çatlamalar olmaksızın ses yapısı olgunlaşabilir.

Sünnet nedir?
Bebek doğduğunda penisin ucu, penisin üzerinden gelen deriyle kaplıdır. Bu bölümdeki deriye sünnet derisi denir. Müslümanlık, musevilik gibi bazı dinlerde bu deri ameliyatla alınır. Buna sünnet denir. Sünnetli kişinin penisi ile sünnetsiz kişinin penisinin görünümleri farklı olur. Ancak işlevleri açısından bir fark yoktur.

erkekte cinsel güçsüzlük

Cinsel Güçsüzlük Ülkemizde ve dünyada erkeklerin daha çok ileri yaşlarda olsa da artık genç yaşlarda da sık karşılaştığı bir hastalıktır. Cinsel güçsüzlük çok çeşitli şekillerde tanımlanabilir ama kısaca erkeğin cinsel gücünden memnun olmaması olarak da tarif edilebilir. Bazen bu durum gerçek bir cinsel güçsüzlük değilse de kişi hekime başvurmaktadır. Özellikle şehir yaşantısının getirdiği stres ile bu hastalığın hem sıklığı artmış hem de daha genç yaşlarda görülmeye başlamıştır.

Cinsel güçsüzlükte neden ya ruhsal ya da bedenseldir. Burada ilke olarak hasta öncelikle bir üroloji uzmanı tarafından değerlendirilir ve bedensel bir neden olup olmadığı araştırılır. Eğer böyle bir neden saptanmazsa veya ruhsal bir neden düşünülürse bir psikiyatri uzmanına yollanır. Bazen her iki nedende mevcut olabilir ve bu nedenle her iki branştaki hekim tarafından tedavi gereklidir. Bazen ortaya çıkan bedensel hastalıklar nedeniyle hastanın bir iç hastalıkları veya beyin cerrahi uzmanı tarafından da tedavisi gerekebilir.

Bedensel hastalık olarak çeşitli hormon hastalıkları, şeker, böbrek, karaciğer, kalp-damar hastalıkları gibi nedenler bulunabilir. Kullanılan çeşitli ilaçlar nedeniyle olabilir. Sonuçta erkeklik organının damarlarında veya sinirlerinde hasar meydana gelir. Genelde bu hastalıklarda yakınmalar yavaş yavaş gelişir. Kavga, ani stres gibi durumlarda başlangıç anidir ve çoğu zaman bu neden hasta tarafından da fark edilir.
İlaç tedavisinden mutluluk çubuğu takılmasına kadar çok çeşitli tedavileri mevcuttur. Bu tedavi kararları üroloji uzmanı tarafından gerekirse diğer hekimlerle işbirliği ile ve hastanın da bilgisi dahilinde alınır.

viagra

viagra Son yılların en çok kullanılan ve tartışılan cinsel güçsüzlük tedavi ilacıdır. Bu ilaç cinsel ilişkiden bir saat önce alınır. Tek başına yeterli etki oluşturamaz. Yani uygun bir ortam ve cinsel ilişki öncesi ön sevişme gereklidir. Hemen her türlü cinsel yetmezlik tedavisinde kullanılmasına rağmen çeşitli cinsel hastalık tiplerinde etkisi de değişiktir. Mesela damar kaçaklarında ve cinsel organın sinir hasarında etkisi daha düşük gözükmektedir. İlacın 25, 50, 100 mg’lık dozları vardır ve hangi dozlarda alınacağına hekim karar vermelidir. Bu ilacın kimi hastalıklarda ve bazı ilaçlarla alınmasında sakıncalar vardır. Özellikle bazı kalp hastalıkları ve ilaçları ile kullanımı sakıncalıdır. Dil altı alınan kalp hapları bunlardan biridir. Bu nedenle mutlaka hekim önerisi ile alınmalıdır. Ancak bu ilacın kendi başına kalp hastalığı oluşturması gibi bir etkisi yoktur. Bu ilacın kullanım süresi de hekim tarafından belirlenmelidir.
Bu ilacın bir faydası da erkek hastanın cinsel hastalığının tanısının konulmasını kolaylaştırmasıdır. Artık hastalara bir kan tahlili ve sakıncası yoksa bir viagra verilmesi ile çoğu hastalıkta tanı konulabilmesi olanaklı duruma gelmektedir.

Diğer bir ilginç konuda ülkemiz gibi kapalı sayılabilecek ülkelerde kadınlarda cinsel bozukluk sıktır ve evliliklerde bu nedenle bir çok problem yaşanmaktadır. Viagra bu kadınların tedavisinde de kullanılmaya başlanmıştır. Bu şikayeti olan kadınların üroloji, kadın-doğum ve psikiyatri hekimlerince uygun teşhis ve tedavileri yapılmaktadır.

erken boşalma

Erkek cinsel organlarına cinsel ilişki yolu ile çeşitli mikroplar girebilir. Bu mikroplar vücutta üredikten sonra hastalık ortaya çıkarırlar. Hastalık bazen birkaç gün içerisinde akıntı, idrar yolunda yanma gibi şikayetler ile ortaya çıkarken, bazıları sinsice ilerler ve geç belirtilerle ortaya çıkarlar. Çok çeşitli olan bu hastalıkların birçoğunun tedavisi mümkündür. Bunun için bu tip bir şüpheli ilişki yaşanmışsa bir Üroloji uzmanına gitmek gereklidir. Bazı hastaların kulaktan dolma bilgilerle ve kendiliğinden uygun olmayan ilaç almaları sonucunda kolayca tedavi edilebilecek bu mikroplar, ilaçlara direnç kazanmakta ve tedavi zorlaştırmaktadır. Unutulmaması gereken bir nokta da bu tip bir ilişkiden sonra eşiyle birlikte olan erkekler mikrobu eşine de bulaştırmakta ve kendileri tedavi olsa da eşleri tedavi olmadığı için eşinden tekrar mikrop kapmaktadır. Bu nedenle, böyle durumlarda eşlerinde Kadın Doğum uzmanı tarafından tedavi edilmesi gereklidir. Ancak en önemli tedbir bu tip şüpheli ilişkilerde prezervatif ile korunmaktır. Artık çeşitli uluslardan insanların kolayca bir arada olabildiği ülkemizde çok çeşitli ve tedaviye dirençli mikroplar mevcuttur ve bu nedenle de korunma çok önem taşımaktadır. Eğer bu tip hastalıklar iyi tedavi edilmezlerse ve tekrarlarsa erkeklerde idrar yolu darlığı, kısırlık gibi ciddi hastalıklara; kadında da çok ciddi kadın hastalıklarına neden olabilirler.


eXTReMe Tracker